Yüksel İnşaat A.Ş. 07.Ağustos.2000

ANKARA

Sayın,

Mehmet SERT,Güven SAZAK,Süleyman SAZAK,Emin SAZAK,Göncer AYALP,İsmail ÖNCEL,Tuna AKSEL

28.12.1999 tarihinde şirketinize yazdığım yazıdan sonra bana bir cevap verme gereği görmediniz ve kamuoyuna hala bir açıklama yapmadınız. Ne zamanki o yazıyı basın mensupları ve milletvekillerine gönderdim,onlarda bana cevap vereceklerine sizi aradılar,o zaman beni kabaca yeren bir takım duyumlar alabildim ancak.

Daha sonra ise hiç sesiniz çıkmadı. Temmuz ayında ise benimle ilgili gazete ve televizyonlarda çeşitli haberler çıkınca ve ben buralarda firmanızın adından bahsetmedikçe bakıyorum sizce yine bir sorun yok. Ama bu benim için ciddi bir sorun oluyor. Çünkü sitede ölen 316( Üç yüz on altı ) kişinin yakınları şirketinizin ismini vermeyerek sizi koruduğumu düşünüyorlar ve bana tepki mesajları gönderiyorlar. Benim amacım gerçekten bir inşaat şirketinin üzerine gidilmesi değil. Sizlerin benden daha iyi bildiği gibi bu olaylar şahısların değil zincirleme olarak bir sürü kurumun ve zihniyetin ortak suçu. Amacım bu zihniyetlerin düzelmesinde bir nebze katkımın olması. Ve emin olun bunun için sonuna kadar savaşacağım. Bu arada da sizlerden tüm yakınlarını kaybedenlere bir başsağlığı mesajı yayınlamanızı ve kamuoyuna bir açıklama yapmanızı da beklemeye devam edeceğim. Bu sizlere son yazım olduğu için hepinize tek tek bir şeyler yazıp içimi dökmek istiyorum. Bu yazdıklarımı kendinizi hakim yerine koyup tarafsız olarak okursanız haklı olduğum noktaları bulacağınızdan gerçekten eminim. AMA GERÇEKTEN TARAFSIZCA.

Sevgili Mehmet Amca,

Biliyorsunuz o 17 ağustos günü Yalova’ya siz Yurdal ve ben tekne ile beraber gittik. Yolda da hatırlarsanız bizim siteye hiçbir şey olmamıştır fikrinde birleşmiştik ve emindik. Ama ne yazık ki o korkunç manzarayı hep beraber gördük. Tekneden inerken ilk lafınızı çok iyi hatırlıyorum.’’Aman allahım bu nasıl olmuş,üç blok birden,allah allah’’

O an iskeleden düşüyordunuz ve sizi ben tuttum hatırlıyormusunuz? Aynı gün geri dönerken yolda şaşkınlık ve üzüntüden konuşamadık bile. Siz o anda,telefonların çalıştığı ilk anda tüm makine ve adamlarınızın enkaz kaldırması ve adam kurtarması talimatını verdiniz. Ve ertesi günde tekrar gelerek gemiyi terketmediğinizi gösterdiniz. Size yapılan fiziki ve sözlü saldırılara rağmen üçüncü günde gelmek istediğinizde telefonda ‘’Gelmeyin Mehmet amca,burada yapacağınız bir şey yok’’ derken amacım size yapılabilecek saldırıları haketmediğinizi düşünmek ve engellemekti. Yıllarca bütün iyi şeyleri sizinle paylaşan ortaklarınız nerede idi sizce?

O enkazdan çıkarılan benim eşim ve sizin amca demediğinde kızdığınız yeğeniniz Mesude ve Mehmet dedesinden şekerler alan Yasemin’i beraber defnetmedik mi? Size karşı en ufak kırgınlık ve suçlayıcı tavır gördünüz mü bende? Yoktu,olamazdı çünkü. Sizin de kaç yıllık kaç dostunuz gitti orada ve üzüntünüz vardı. Herkes en azından otuz yıllık dosttu,arkadaştı orada. Ve tabi ki oralar yıkılsın diye yapılmadı.

Sonra ne mi oldu,niye mi yazdım o sizi sinirlendiren 28.12.1999 tarihli her kelimesi doğru mektubu?

Çünkü şirket olarak deprem öncesi % 1 olan kusurunuzu % 100 e çıkardınız yapılan yanlışlarla. En azından orada ki geniş Yüksel ailesine bir taziye mesajı olmalıydı bence. İnanın konuştuğum herkesin en çok kızdığı bu biliyormusunuz? Bunca yıllık dostluk böyle bitmemeli idi diyorlar.

Sevgili Güven bey,

Sizinle çeşitli yerlerde karşılaşmamız dışında pek samimiyetimiz olmadı. Tüm ailenizin yıllarını geçirdiği siteye merak edip gelmenizi beklerdi herkes. Büyüklük menfafat uğruna kulüp başkanlığına soyunmak değil,sorumlu olduğunuz yerlerde en azından bir açıklama yapmaktır. Benim cenazeme çiçek göndermek üçyüzonaltı ölünün yakınlarını rahatlatmaz.

Sevgili Süleyman,

Öncelikle deprem sonrası açıklamalar yapmak sana düşmezdi. Çünkü o tarihlerde biz çocuktuk ve inşaatların bizi ilgilendiren kısmı bahçelerinde mangal yakmak ve içlerinde uyumaktı. Hem Yüksel İnşaat’ın yönetim kurulunda olup hem Milletvekili olan bir insanın düşünmeden yaptığı şeyler onu suçlu duruma düşürebilir. İnsan tesadüfen milletvekili olsa dahi bulunduğu görevin hakkını vermeli bence. Sorumluluk taşımalı. Bence sorumluluklarını yerine getiremeyeceksen yaşamını vatandaşı olduğun ABD nde sürdürmen hem ülke hem senin açından daha olumlu olacaktır.

Sevgili Emin,

Lütfen bu konu ile ilgili açıklamalar yapma. Çünkü sen çok küçüktün o zamanlar. Senin konuşmaman en doğrusu bence,suç ortağı olma.’’Niye bu adam böyle yapıyor,bize müracaat edenlere yardımda bulunuyoruz,arasın beni’’ mesajın bana ulaştı ve tarz olarak hiç hoşuma gitmedi. Bence böyle düşünebildiğin için en az senin de benim kadar yardıma ihtiyacın var. Sevgilerimle

Sevgili İsmail ağabey,

Sizin burada isminizin geçmesinin nedeni asla inşaatlarda olan sorumluluğunuzdan değil. Ama hem Yüksel İnşaat’ın hem Şekerbank’ın yönetim kurulunda olan bir kişi, bu iki kardeş kurumun depremden zarar gören mensuplarına Şekerbank Yardım Sandığı kanalı ile yapmış olduğu yardımı almamalı idi. Bu hem can kaybınızın olmaması hem bulunduğunuz görevler açısından yanlıştır. Hele bu kişi evliliğimde eşimin nikah şahidi olarak o masada bulundu ise benimde bunları yazmaya hakkım var diye düşünüyorum.

Sayın Göncer AYALP,

Sizi hiç tanımıyorum ama statik projesini yaptığınız sitede eminim % 51 hata size ve o projeye onay veren ve uygulayanlara çıkacak. Yeni binalarınızın yıkılmaması dileğiyle.

Sayın Tuna AKSEL,

Depremden sonra şirketinizin çıkardığı ilk dergideki talihsizlik olarak değerlendirebileceğim yazınızı yeni okudum. Emin’in yaptığı açıklamalar anladığım kadarı ile inşaatta hata olmadığını gösteriyor. Sizde bunu onaylıyorsunuz. Web sayfanızdan tanıdığım kadarı ile tesir altında kalmadıkça güzel yazılar yazabiliyorsunuz. O firmanın Genel Müdürü olsanız dahi ya hiç yazmayın veya o tarihte çocuk olan birinin ağzından çıkanı doğrulamayın. Gerçek düşüncelerinizi yazın.

 

VE FİNALDE AYNI SORU

NE ZAMAN AÇIKLAMA YAPACAKSINIZ ?

VE BİR SORU DAHA

AKMERKEZ-SWİSS OTEL-ÇIRAĞAN SARAYI-HYATT REGENCY-METRO CİTY

Kaç virgül kaça dayanıklıdır ve olası bir depremde yıkılma şansı % kaçtır.

Saygılarımla

Erdoğan KOPARAL