Sayın Milletvekilim, 02.Ağustos.2000

17.Ağustos.1999 tarihinde ülkemizde olan büyük depremden sonra deprem öncesi toplumca yaptığımız ihmallerin sonucunu gayet acı bir şekilde gördük. Buna rağmen deprem sonrası da aynı ihmallerin yapıldığını da görmekteyiz. Hazırladığınız yeni yönetmelikler,devlete bağlı kurumlardaki RÜŞVET politikası sürdükçe ve sizde bunu BİLMEMEZLİKTEN gelip gerek EĞİTİCİ gerek CEZAİ konularda bunların üstüne gitmedikçe,aynı üzücü olayların daha sonra tekrarlanacağının bilincindesinizdir sanırım.

Lütfen 11 yaşında bir kızın yazdıklarını okuyunuz.(Virgülüne dokunmadan yayınlıyorum)

Sayın beyefendi !..

Ben 11 yaşındayım ve biraz olsun sizin acınızı anlayabiliyorum. Sabah gazetede haberinizi okuyunca hemen sitenize girdim. Bence söyledikleriniz abartılmamış ve doğrulardır.

Devletimizin bu tür felaketlere karşı duyarsız kalması beni gerçekten çok üzüyor. Müteahhitler projelerini yerleştirecek zeminleri uygun seçip, kullanacakları malzameleri düzgün bir şekilde, eksiksiz olarak tamamlasalardı, eminim yarayan kanalar daha da azalacaktır.

Deprem felaketinden sonra insanlara bir çok haksızlık yapıldı. Kimine çadır verildi kimine ise verilmedi ve daha bunun gibi bir çok şey... Açıkçası devletimizn başındaki şahısların halka hiç ilgisi yok. İnsanlarını, milletini biraz düşünselerdi millet bu hale asla gelmezdi. Bazen düşünüyorumda.. bizim diğer ülkelerden neyimiz eksik? Yanıtı: Devletimiz sorumsuz....

Deprem felaketinden sonra yaralıları hastahaneler ücretsiz tedavi etmeliydiler. Sanırım bu fikir akıllarından bile geçmedi. Birçok kişi belki tekrar hayata gözlerini açabilirdi. Ama çoğu kişinin maddi durumu elvermiyordu.. İnsanlar kendi kendilerinin yaşamlarını söndürüyorlar. Örneğin: Binası orta hasar olan insanlar şiddetle ve aşırı ısrarla binalarını az hasar olarak göstermeye çalışıyorlar ve bir çalışma yaptırmıyorlar binalarına. İşte bu durumda insanlar kendi kendini öldürüyorlar. Belki insanlarımz da biraz bilgilense bu gibi felaketlerde ölen insanların sayısı azalır. Belki...

Bizde bu olaylardan dolayı bazılarının cezalandıralacığını zannetmiştik ama yanılmışız. İnsanların bu felaketten sonra bir ders alacağını düşünmüştük ama yine yanılmışız.. Artık başta devletimizin başındaki şahıslar olmak üzere herkezin bilgilenmesi lazım bence!!

Allahtan size sabır diliyorum ve çıktığınız yolda engel tanımadan ilerlemenizi temenni ediyorum..

Saygılarla
Melike ARSLAN..

Bana sorarsanız Melike’nin söyledikleri sizin söylediklerinizden daha AKILLICA.

Sizin söyledikleriniz ise faili mechullerle dolu bir ülkede,depremin failini bulmuş gibi gözüküyor. Allahtan geldiğini kabul ettirme çabaları sanırım ortada yargılayabilecek birini bırakmama açısından AKILLICA.

Şu anda benim gördüğüm kadarı ile DEVLET tarafından yapılan en kapsamlı çalışma olası bir depremde ölecek insanların nereye GÖMÜLECEĞİ konusunda.

Yani görevinizi tam yapmıyorsunuz beyler ve hanımlar.

Basiretli işadamı gibi davranmak diye bir tabir vardır. Her ne kadar siyaseti ticari bir sektör elemanı gibi yapıyorsanız da onda dahi basiretli bir eleman gibi davranamıyorsunuz. Lütfen artık milletin seviyesine ÇIKIN.

Sizler herhangi bir olayda hep köşeye sıkışınca BEN MİLLETVEKİLİYİM dersiniz.

Bende derim ki, BEN MİLLETİM ve aslının olduğu yerde vekilin değil MİLLETİN sözü geçer.

ANLAYABİLDİNİZ HERHALDE ?

Hiçbirinizin beni anlamasını beklemiyorum aslında ve bugüne kadar ki davranışlarınızdan sonra sizi muhatap kabul etmiyorum. Sizi tek şikayet edebileceğim merci şu anda Cumhuriyet tarihinin bence en kıymetli Cumhurbaşkanlarından AHMET NECDET SEZER.

Ve tabi ki bir süre sonra karşısına çıkacağınız halk. Bu yazdıklarımdan sonra bana çok kızıyor olabilirsiniz. Ama kızmayın çünkü ben sizi anlayamıyorum.

ANLAYAMIYORUM çünkü;

Kiminiz biz sosyal demokratız diyorsunuz,
Kiminiz biz milliyetçiyiz diyorsunuz,
Kiminiz biz müslümanız diyorsunuz,
Kiminiz biz liberaliz diyorsunuz,
Kiminiz biz Atatürk’çüyüz diyorsunuz,

YA BİZ NEYİZ?

Sizin kafanıza menfaat icabı tek tek sığdırabildiğiniz bu kavramların hepsi bizim kafamıza aynı anda sığabiliyor.

ÇÜNKÜ BİZ HİÇBİR MENFAAT GÖZETMEKSİZİN BU ÜLKE İÇİN VARIZ.

KİMMİYİZ BİZ?

HALK-MİLLET

Vekili olduğunuz,maaşlarınızı ödeyen ve sizi kontrol yeteneğinden yoksun HALK.

Yani dokunulmazlığı olmayan millet. Mantığınız bunu kabul ediyor mu?

Sizlerin mantığı binalarımızı gömdü,yakınlarımızı gömdü ama asla bu ülke gençliğinin
HAYALLERİNİ GÖMEMEYECEK
.

Tarihte hepiniz hatırlanacaksınız.

Çünkü bu site sayenizde bir ibret belgeseli olarak tarihe geçecek.

Gerçi sizler hiç cevap vermediniz ama aldığım mesajların çoğunda aynı ifade var.
Ateş düştüğü yeri yakar. Belki sizde aynı şeyi düşüneceksiniz ve susacaksınız yine.
Ama ben susmayacağım. Çünkü bu ifade çok doğru.

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR.

BEN BİR ATEŞİM VE DÜŞTÜĞÜM YERİ YAKACAĞIM.

ÖNCE YALOVA SONRA ANKARA.

ÜSTELİK DOKUNULMAZLIĞIM OLMADAN.

DOKUNSANIZA BANA

Herşeye rağmen hepinizi 17Agustos2000 saat 10.00 da Yalova Yüksel Mezarlığında (Eski Yüksel Sahil Sitesi) düzenlenecek mevlit töreninden sonra Türkiye Cumhuriyetinde göreceğiniz en büyük tazminat davası dilekçesini teslim ederken en azından ruhen yanımda bekliyorum.

Saygılarımla
Erdoğan KOPARAL

NOT:
BU YAZI 2000 YILI TÜRKİYE'SİNDE TBMM'DE BULUNAN BAZI MİLLETVEKİLLERİ İÇİN YAZILMIŞTIR.
AMACI; YUKARIDAKİ TANIMLARA UYMAYAN VE GERÇEKTEN GÖREV YAPAN MİLLETVEKİLLERİNİN PARTİ FARKI GÖZETMEKSİZİN TANIMA UYANLARI UYARMALARI,HERŞEYİN TEMELİ EĞİTİME MECLİS İÇİNDEN BAŞLAMALARI VE HALKIN GÖZÜNDE AYNI KONUMA DÜŞMEMELERİDİR.