|
Sevgili Arkadaşlar, 17 Ağustos depreminin ardından her depremzede gibi haliyle bir şaşkınlık devri geçirdim. Ancak 2000 yılbaşı yaklaşırken baktım ki herkes eski düzenine devam ediyor ve her olaydaki gibi unutturma ve uyutma taktiği uygulanıyor.Önce hiçbir açıklama yapmayan Yüksel İnşaat’a bir yazı yazmaya karar verdim. 28.Aralık.1999 tarihinde yazdığım yazıya bir cevap gelmeyince tüm gazetelere,tüm milletvekillerine ve o günkü Cumhurbaşkanı Demirel’e birer yazı yazarak ekinde de Yüksel İnşaat’a yazdığım yazıyı gönderdim. Ben öncelikle gazetelerden bir cevap beklerken gazeteciler ve Milletvekilleri beni arayacaklarına ahbap oldukları Yüksel İnşaat’ı aramayı tercih ettiler. Ben ise bu yazıları yazdığım için ve bilhassa gazetelere ve Milletvekillerine duyurduğum için utanmazlıkla suçlanıp gebertilmekle tehdit edildim. Aylarca sabahlara kadar ne yapabileceğimi,bilhassa bu uyuyan ve ürkek vatandaşlarımızı nasıl uyandırabileceğimi düşündüm. Sonunda 17 Temmuz 2000 tarihinde daha önce yazdığım yazılara bir ön yazı yazarak o gece internetteki İLK SAYFAM’ı yayına soktum. Hemen ertesi gün Milliyet Gazetesi Muhabiri Sayın Serhat OĞUZ’un benimle röportaj yapmak istediğini belirten mailini aldım. 18 Temmuz 2000 tarihinde evimde görüştüğüm Sayın Serhat OĞUZ bu konuyu gazetesinde haber yapacağını söyleyerek ayrıldı. İşin açıkçası haber gazetede yayınlansa dahi kısacık ve ufacık bir haber bekliyordum. Ancak 20 Temmuz 2000 tarihinde MİLLİYET gazetesini aldığımda inanın o an çok acı bir sevinç yaşadım. Sesimi duyurabilmiştim. Aynı günün devamı ise benim için tam bir sürprizdi. Önce KANAL 7,sonra KANAL D ve ATV arayarak gazetedeki haberi gördüklerini ve benimle röpörtaj yapmak istediklerini söylüyorlardı. Hepsiyle görüştüm ve konu aynı gün ATV,KANAL D ve KANAL 7 de ana habere taşındı. KANAL 7 de ise canlı yayın konuğu oldum. Ertesi gün ise ATV Ana haberde canlı yayın konuğu idim. Aslında 30 saat içinde bu kadar gelişme beklemediğim için canlı yayınlarda tam derdimi anlatamadım. Yine yazılarımda olduğu gibi milletvekillerimize ve insanlarımıza duyarlı olmalarını söyleyebildim yalnızca. 02 Ağustos 2000 tarihinde ise Sayın Milletvekillerimize web sayfamda tekrar bir yazı yazdım ve kendilerine de maille gönderdim. Bu arada yeni Cumhurbaşkanımıza da bir yazı yazarak konuyu ilettim. Ancak sürpriz olmayan bir şekilde hiç birine cevap alamadım tabi. Ve tam bir sene sonra 16.08.2000 de gerek milyonlarca insanı etkileyen ve 100.000.000 insanımızın katledilmesine sebep hırsız politikacı ve müteahhitlerin ağır ve hantal hukuk sistemimizde yargılanmaları nedeni ile dava açtım. Beni mağdur eden Yüksel İnşaat’a dava açmak kolay oldu ama birkaç bin hırsız ve çapulcu politikacı ve müteahhit yüzünden Türkiye Cumhuriyeti’ne dava açmak en azından benim için üzücü oldu. İçimi rahatlatan ise AİHM’de davamı kazandığım zaman Türkiye Cumhuriyeti’ni benim değil o birkaç bin hırsızın bu durumlara düşüreceği oldu. Bu davalarımda 16 Ağustos 2000 de ATV Ana haberde yayınlandı ve aynı gece Yalova’da Siyaset Meydanına davet edildim. Bu sefer çok hazırlıklıolmama rağmen programın saat 02.30 da bitmesi nedeni ile söz bile alamadım. Sonrası ise belli biliyorsunuz. Birkaç günlük anma törenlerimizden sonra tekrar ‘’TÜRK GİBİ SUSKUN’’ halimize döndük. Daha sonra ise birgün TV de kanalları dolaşırken benimle aynı şeyleri şikayet eden biri ile karşılaştım. Çok hoşuma gitti ve 25 Eylül 2000 günü ITV’nin yayınına telefonla katıldım. Bu birkaç gün devam etti.(Programlar çok uzun olduğu için içeriğini yakında TV sayfamdan okuyabilirsiniz).Tam o sırada ise ziyaretçi defterimde şöyle bir not buldum.
Saygılarımla, Evet istediğim şeye ulaşıyordum. En sonunda duyarlı biri çıkmıştı. Sayın milletvekili ile bu nottan iki gün sonra İstanbul’da buluştuk. Uzun konuşmamızın sonunda bana neyi hedeflediğimi,bunları bir dosya halinde hazırlayarak kendisine iletmemi söyledi. Aradaki birkaç mailleşmenin sonunda web sayfamda gördüğünüz tüm dosyaları bir ön yazı ile 17 Kasım 2000 tarihinde kendisine ulaştırdım. Uzun bir süre cevap alamadıktan sonra ise bilgisayarının arızalı olduğunu bildiren bir mail aldım ve kendisine mail gönderdiysem tekrar göndermemi istedi. Bende dosyayı kendisine gönderdiğimi ve yeni hazırladığım sayfada kendisinden bahsetmeme izin verip vermediğini sordum. Ama hala cevap yok. Sanıyorum ki her maile anında cevap veren ve İnternet’te ki tüm ortamlarda hemen her gün adına rastladığım Sayın Milletvekilini kızdıracak bir şey yaptım. Kendisine yazdığım ön yazıyı sizde okuyun ve fikrinizi belirtin lütfen.
|